ANA MENÜ
SON YAZILARIM
ARKADAŞ BANNERLERİ
BLOG SAYACI
BAŞLIK

HEPSİ BURADA
BAŞLIK
BLOGCUYA UYARLAMA
KATEGORİLERİM
ARKADAŞLARIM
CBOX
FEEDJİT
BAĞLANTILARIM
Credits
Bankalar 11 BİN kişiyi işe alacak
Türkiye'deki 15 banka 11 bin yeni çalışan bünyesine katıyor.
İstanbul'un Son Sahil Residence 'ında daire sahibi olmak için bu fırsat kaçmaz! Sıfır Peşinat ve 5 yıla yayılan ödeme seçenekleri. Hem de banka YOK! Tüm dünyada finans ve bankacılık sektörü ağır bir kan kaybı yaşarken, Türk finans sistemi açıkladı kar oranlarıyla göz dolduruyor. Yatırımlarını arttıran Türk bankaları 2010 yılında 11 bine yakın yeni personel almayı planlıyor.
15 BANKA 108 ŞUBE AÇIYOR
Yılın son çeyreğinde 15 banka yaklaşık 180 yeni şube açmayı planlarken, 3 bin 900’ün üzerinde yeni personel alınması bekleniyor.
11 BİN YENİ ÇALIŞAN
2010 yılı hedeflerini belirleyen 10 bankanın ise gelecek yıl açacağı toplam şube sayısı 370’i bulacak. Bu bankalar, gelecek yıl 7 bin 500’ün üzerinde kişiye de yeni istihdam yaratacak. Yani 14 aylık süreçte bankalar yaklaşıık 550 şube açıp, 11 bini aşkın yeni çalışanı bünyesine katacak.
Ekonomist Dergisi hangi bankanın kaç eleman alacağını araştırdı.
ZİRAAT BANKASI: 100 şube açıp 2500 personel alacak
ANADOLUBANK: 15 şube açıp 170 personel istihdam edecek.
BANKASYA: 25 şube açıp 350 yeni eleman alacak.
DENİZBANK: 50 Şube açıp 850 personel alacak.
EUROBANK TEKFEN: 12 şube açıp 100 eleman alacak
HALKBANK: Şube sayısı belirsiz ama 1250 personel alacak
İŞ BANKASI: 70 şube açıp 720 çalışan alacak.
KUVEYT TÜRK: 20 şube açıp 300 eleman alacak.
ŞEKERBANK: 15 şube açacak, alınacak personel sayısı belirsiz.
TÜRKİYE FİNANS: 12 şube açıp 400 eleman alacak.
YAPI KREDİ: 50 şube açıp 1000 eleman alacak.
ENDOSKOPİK YÜZ GERME
Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu 26-30 Nisan tarihleri arasında Amerikanın Baltimore kentinde yapılan üç boyutlu yüz gençleştirme simpozyumunda ülkemizi temsil etmi...
Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu 26-30 Nisan tarihleri arasında Amerikanın Baltimore kentinde yapılan üç boyutlu yüz gençleştirme simpozyumunda ülkemizi temsil etmiştir . Simpozyum öncesi bir hafta boyunca , ve simpozyum sonrası bir hafta bu konuda dünyanın bir numarası olan Dr. Oscar Ramirez ile birlikte ameliyatlara girmiştir . Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu bu konunun Türkiye’deki öncülerindendir .
Yüz germe ameliyatları artık büyük kesiler ve iz olmadan endoskop ile yapılıyor .Doktor ameliyatı yaparken hastaya değil televizyon ekranındaki dokuların 15 kere büyütülmüş şekline bakarak ameliyatı yapıyor. Böylelikle ince sinir ve damarların görülmesi ve korunması daha kolay oluyor. Kesi ile yapılan klasik alın germe ameliyatına nazaran daha az şişlik ve morluk oluyor ve daha kısa zamanda iyileşiyor. Daha uzun süre dayanıyor ve ayrıca klasik yüz germe ameliyatlarında görülen davul gibi gerilmiş yüz ve “ şaşkın bakış” görüntüsü olmuyor. İnsanı 15-20 sene öncesine götüren doğal bir görüntü oluşuyor. Bu teknikte ayrıca küçük bir maniplasyon ile gülen yüz denen ve dudak kenarlarını devamlı tebessüm ediyormuş gibi hafif yukarı kaldırmak da mümkün. Açık cerrahiden endoskopik tekniğe geçiş hastaların bu işlemi daha kolay kabul etmesini sağlarken hem komplikasyonları azalttı, hem de hasta tatminini arttırdı. Bu işlem esas olarak açık alın germe ameliyatının yerini almıştır. Klasik alın germe ameliyatında kafa derisi bir kulak üstünden diğerine kadar kesilmekte ve bu deri kaş üstüne kadar sıyrıldıktan sonra gerilir, fazlalığı kesilerek yerine dikilirdi. Bu durumda bir kulaktan diğerine kadar kafa derisinde bir iz, yer yer saç dökülmesi ve iyileşme süresinin uzaması, uzun süren şişlikler söz konusuydu. Endoskopik teknikte ise saçlı deri çizgisinin hemen arkasına 1,5 cm’ lik iki delik açılarak birinden endoskop borosu diğerinden alet sokularak ameliyat kemik hizasından tüm dokuları ayırarak yapılmaktadır. Sonuçlar hem daha mükemmel hem de daha kalıcı olmaktadır. Ayrıca şişlik , morluk ve diğer komplikasyonlar da daha az olmaktadır. İyileşme süresi daha da kısalmaktadır. Bu yöntemle orta yüz bölgesi , yanaklar ve boyun bölgesi daha iyi şekillendirilmektedir. Yanaklarda elmacık kemiği bölgesinde dolgunluk sağlanarak yüze gençlikteki dolgunluk verilmektedir.
Ayrıca yüzün bazı bölgelerine gene hastanın kendi vucudundan alınan yağlar enjekte edilerek o bölgeler daha belirgin ve canlı hale getirilmektedir . Bu şekilde yapılan bir yüz gençleştirme ameliyatı 2-3 saat sürmekte , hasta aynı gün veya 1 gün sonra hastahaneden çıkmakta . Yüzünde herhangi bir kesi izi olmadığı için 4-5 gün sonra sosyal hayata dönmektedir . Bu tip ameliyat özellikle erken yaşlılık belirtilerini önlediği için 40 lı yaşlarda daha çok uygulanmakta , daha ileri yaşlarda ise boyun ameliyatı ile birlikte uygulanabilmektedir .
YÜZDEKİ ÇİZGİLERE YAĞ VEYA DOKU KOKTEYLİ ENJEKSİYONU (Lipofilling)
Otolog-yağ transplantasyonu veya mikro lipoinjeksiyon olarak bilinen yağ enjeksiyonu prosedürü, hastanın karın, uyluk, kalça ve diğer yağ i&cced...
"Otolog-yağ transplantasyonu" veya "mikro lipoinjeksiyon" olarak bilinen yağ enjeksiyonu prosedürü, hastanın karın, uyluk, kalça ve diğer yağ içeren vücut bölgelerinden iğne ile yağ alınması ve bunların yüz derisi altına enjekte edilmesi olarak tanımlanabilir. Yağ en sık olarak çökük yanakların, ağız ve burun arasındaki gülme çizgilerinin doldurulması, derideki çökme ve düzensizliklerin giderilmesi, alın çizgilerinin silinmesi ve dudakların dolgunlaştırılması ve yüzün konturlarının düzeltilmesi amacı ile uygulanır. Hem donör (verici) hem de alıcı sahaların temizlenip lokal anestezi ile uyuşturulmasından sonra emici bir cihaza bağlı olan kalın uçlu bir şırınga veya ince bir liposuction kanülü ile yağ belirtilen bölgelerden çekilir. Alınan yağ gerekli işlemden geçirildikten sonra alıcı sahaya enjekte edilir. Enjeksiyon yerinin üzerine bazen ince bir bant yapıştırılır. Yüz çizgileri dışında çökük yanakların doldurulması, alın çöküklüğünün giderilmesi, çene ucunun dolgunluğunun arttırılması gibi bir amaçla kullanıldığında yağ enjeksiyonu sonrası yüzde geçici olarak şişlik ve bölgesel kabarıklıkların gözlenmesi doğaldır.
Yağ enjeksiyonu ile elde edilen sonuçların devamlılığı hastadan hastaya değişmektedir. Bazı hastalarda bu süre bir yıl veya daha uzun süre ile ifade edilebilir. Hastaların çoğunluğunda ilk haftada sağlanan dolgunluğun hemen hemen yarısı altı aylık bir sürenin sonunda kaybolmaktadır. Zira ilk haftalardaki dolgunluk şişmeye bağlıdır. Üç aydan sonra ne kadar dokunun orada beslenip kaldığı az çok belli olur. Yeni enjeksiyonlar 3,6,12 ay sonra tekrarlanıp sonuç daha iyi duruma getirilebilir. İlk uygulamalar ilk sene iki-üç kez yapılmasına karşın ileriki senelerde yılda bir kez uygulanması kafi gelebilir.
Çizgilerinizi daha fazla derinleştirmeden takviyeler şeklinde uygulanması çok daha akılcıdır. Bu tekniğin avantajı vücuttan iğne ile alınıp iğne ile verilebilmesidir. Hastalarımız doğal olarak en az işlemle daha iyi sonuç aradığından, bu enjeksiyonların her seferinde kendisinden alınıp verilmesi yerine daha pratik bir yöntem geliştirdik; dokuların bir kısmı -20 derecede dondurulup birinci enjeksiyondan sonra artık özel bir teknoloji ile dondurulmuş yağlarınız size enjekte edilmektedir. Verilen yağ dokusu uygun bir teknikle uygulanırsa en az %50'si verilen yerde kanlanıp tekrar sizin özdokunuz olarak yaşama geçer.
www.estetikcerrahi.com
ATKI MODELİ, ATKI MODELLERİ, ATKI
ATKI MODELİ, ATKI MODELLERİ, ATKI
ATKI MODELİ, ATKI MODELLERİ, ATKI
ATKI MODELİ, ATKI MODELLERİ, ATKI